BİR TANRIÇA ARDINDAN

Heval Helin Murat’ı 2014 yılın da ilk defa arşiv çekimi için gittiğim Şehit Beritan Akademisinde tanıdım. Ben ısrarla kim Şehit Beritan Akademisinde Kadın Özgürlük Tarihi dersini verecek diye soruyordum. Soruma yanıt olarak Heval Helin’i kalabalık bir arkadaş grubu içinde göstererek ‘Heval Helin verecek’ dediler. Ben ise içimden çok genç göründüğü için ‘Verebilir mi acaba ’diye düşündüm.  Maalesef dersin sadece toplumsal cinsiyet bölümüne katıldım. Ve katıldıktan sonra ders anlatım tarzına hayran kaldım. Hiç o kadar toplum gerçeğiyle bütünleşen ve konusuna hakim olduğu kadar da derin ders veren bir arkadaşı görmemiştim. Dersine katılım çok fazlaydı. Hiç konuşmayan arkadaşlar bile konuşuyordu. Çünkü dersi çok akışkandı.

Sonrasın da 2014-2015 sürecinde düzenlemesi Apollo Akademiler Komutanlığına oldu. Bu süreçte onunla hareket etme ve yakından tanımaya fırsattım oldu. Onunla patikaları arşınladığım bir demde ona;‘kodun Helin Murat ama niye Helin Gare deniliyor’ diye sormuştum. Oda; ‘uzun yıllar Gare’de kaldığım için ve belki de Gare arazisiyle bütünleştiğim için’ cevabını vermişti. Şehit Helin’le Gare yürüyüşü anılarla dolu geçti. Güney savaşında, beraber yaşadığı ve tanıdığı daha sonra şahadette ulaşan arkadaşlardan çok bahsediyordu. Heval Helin’in farklı bir duruşu vardı .Önderlikle kalmışım demese de insan önderlikle kaldığını hissediyordu.  Heval Helin ideolojik, politik ve askeri yönden kendini geliştirmişti. Onunla yaşamın anlam derinliğine ulaşılıyordu. Heval Helin’in konuştukları ve yaşamı aynıydı. Bu nedenle anlattıkları şeyler özlüydü. Söz ve eylem bütünselliği vardı. Yaşamda disiplinli, planlı ve programlı hareket ediyordu. Günün 24 saati önderlikle yaşama, Önderliği anlama ve bu anlam derinliğiyle çalışmalara katılmadır. “Çalışmak Özgürlüktür” diyordu.

İyi bir tarih okuyucusu ve aynı zamanda iyi bir tarih yorumcusuydu. O tarihsel toplum gerçekliğini bilerek ve analiz ederek yaşama katılıyordu. Yazmayı ve yazdığı yazıları arkadaşlara okutmayı çok seviyordu. Bu anlamda her arkadaşı yazı yazmaya, özelde günlük tutmak için teşvik ediyor ve ikna etmeye çalışıyordu. Çünkü biz Kürt’lerin özelde kadının yazılı bir tarihi yoktu. Bu nedenle; özelde PKK ve kadın tarihi kahraman şehitlerini araştırıyordu. Bir isimden, bir tarih yaratıyordu. Onunla yaşayan insanlar doğalında yaşamına, kendine çeki düzen verme ihtiyacı hissediyordu. Sürekli olarak Aleviliğin kutsal değerlerini dile getirir ve kendi yaşamından örnekler verirdi.

Güneş doğmadan kalkar her sabah spor yapardı. Akşam yürüyüşlerini çok severdi öyle güzel havayı solurdu ki… Çok mütevazi bir yaşamı vardı. En büyük değerden, en küçük değere kadar çok titizlikle yaklaşıyordu. Onda hiçbir maddiyat kalıntısı yoktu.  Toplumun geri geleneksel özelliklerini aşmış biriydi. Heval Helin Botan’a gitmeyi çok istiyordu. Ama örgüt Cilo’ya gitmesini uygun görmüştü.2015 baharında düzenlemesi Cilo’ya oldu, benimde önerim Şehit Rojin Gewda’nın yaşamış olduğu Cilo dağlarında pratik yürütmekti. Örgüt bu önerimi kabul etti ve bizler Kunişka’da, Cilo’ya geçmek için gruplarda bekliyorduk. Heval Helin’de bizlerle beraber o gruplarda yer alıyordu. Bizler Cilo eyaletine geçeceğimizi biliyorduk. Ama hangi cephede pratik yürüteceğimizi bilmiyorduk. Fakat o Cilo eyaletinin, Çarçella cephesine gitmeyi istiyordu. Çünkü arkadaşlar ona Çarçellan’ın güzelliklerinden çok bahsetmişti. Heval Helin’in düzenlemesi cephe komutanı olarak Oremar cephesine oldu. Kısa zamanda Mergezer, Sümbül ve Oremar bölgelerini gezdi. Ve gün geçtikçe Zagroslar’la daha fazla bütünleşmişti. Cilolar’ın hem corafyası hem varolan yoldaşların mücadelesi onu büyülüyordu. Heval Helin tüm fiziki rahatsızlıklarına rağmen çok iyi yürüyordu. Demek fizik değil, bireyi yürüten fikir ve iradedir. Dağa o kadar aşkla bağlıydı ki ona yol vermeyecek bir dağ yoktu. Doğayla iç içeydi. Su, güneş,  toprak farklı yaklaşırdı Heval Helin’e çünkü o bir tanrıçaydı.

Sırtımızı dayadığımız en büyük kavgamız, dünümüz, bugünümüz ve yarınımız olan heval Helin vedalaşacaktı artık Cilo dağlarıyla. Gözlerinde büyük sevgi tohumları nakşedilmişti. Helin ismi gibi gerçekten de bizim için zorlukların aşıldığı bir yuvaydı.

Şimdi O dağlarda onun yaratmış olduğu, eğitmiş olduğu yiğit kızlar, erkekler Helin’ce bir mücadele veriyor. Helin’in arşınladığı patikalarda yürüyor. Her patika Helin’e dair izler taşıyor. Helin insan yuvası. Bizlerde Cilolar’ı kendimize Helin eylemişiz ve her adımda Helin yoldaşı yaşıyoruz. Cilo boynu büyük bir şekilde onu kedine Helin eylemiş Helin’i bekliyor.

O gün onu Gezre’  den götürürken arkasına, etrafına, Cilo’ya bakıp durdu. Cilo’da öylesine ona bakıyordu gün doğmadan hepimize uzun uzun sarıldı. Ve Botan hayali ile Çarçella ya doğru yola koyuldu. Belki bedeni gitmişti ama ruhunun ve yüreğinin bir parçası o topraklarda kaldı. O topraklar da yoldaşları da onu çok sevdi …

 

Cilo’nun Sevdasına

Sen sevda sen özlem sen yürek

Sen yaşam tohumlarıyla ilerlerken

Sen yürürken Cilo eteklerinde

Cilo’yu bir coşku seli aldı

Sen yürürken cehennem deresi

Cennet gibi aydınlıkla doldu

Çılkani hiç akmadığı kadar güzel akıp

Çiçekler Canlandırdı.

Sen yürürken Deriye Cehfer de

Sabahın ufkuyla renkli çizgiler beliri verdi.

Güneş’in batışı bile

En güzel kıyafetlerini giydi.

Sen yürürken Xopine

En yeşile büründü

Sümbül çepeçevre

Sarmaladı seni

Ve sen giderken

Oremar’ı bir sis denizi aldı

Hawar tepesi hawarlar etti

Perixane gözyaşlarına boğuldu

Sular hırçınlaştı

Ağaçlar yaz mevsiminde bile yaprak döktü

Sen elveda derken

Elinin değdiği tüm reyhanlar soldu

Tufanlar kalktı Sipixane’den Zere’ye

Sen giderken

Sadece Cilo değil

Gare’den Metina’ya

Laleş’ten Minbic’e

Botan’dan Karadeniz’e

Yassa büründü toprak ana

Ve sen giderken ardından

Hiç solmayacak kadar büyük

Bir yaşam bıraktın

 

Arjin Newroz